Kayıtlar

Nisan, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DÖNGÜ

Resim
       Sabah yorgun olarak uyandım. Zaten ben çoğu zaman yorgun uyanırım yataktan. Yorgunluk yetmiyormuş gibi bir de can sıkıntısı bana yapıştı bugün. Can havliyle kendimi odadan dışarı attım. Niye insan canı sıkıldığı zaman kendini dışarı atar orasını da bilmiyorum.     Yollarda boş boş yürümeye başladım sırtımda çanta ile. İnsanlar iş yerlerini yavaş yavaş açmaya başlıyorlardı. Günlük 40-50 liraya çalışan öğrenciler gözüme çarpıyordu. Onlarda para kazanma ile okuma arasında sıkışıp kalan insanlardı.     Yürürken karnımın acıktığının farkına vardım. Köşede simit satan elli yaşlarında adam gözüme çarptı. Hem o para kazansın diye hem de biraz karnımı doyurmak için aldım bir simit. Fakat bir lokma aldıktan sonra yemeden çantaya attım. Yolda yürürken simitçiyi düşünmeye başladım. Ama sadece düşünmekte kaldı.     Birden kendimi kalabalık bir ortamda buldum. Herkes bir yerlere koşturuyorlardı. Sanırım çoğu işe yetişmek için koşturuyorlardı. Sonra bir bara girdim. Kimse yokt

“HER ŞEY BOŞ”

Resim
       İnsan niye hep bir şeyler için çabalar? Birincil ihtiyaçlar içgüdüsel istekler. Yani bilinç dışı gerçekleşen ya da bilinçle yenmesi çok zor olan şeylerdir. Diğer şeyler peki, onları yapabilmek için niye o kadar edinip didiniriz?     Aslında bu didinmenin gereksiz olduğunu, yaşlı insanların yaşamlarına baktığımızda çok kolay anlarız. Sohbetlerinin iki cümlesinden birisi “Her şey boş”. İnsanlar bu cümleyi çok klişe olarak görür. Fakat bana sorarsanız bu cümle çok derin anlamlar içeriyor. İçinde, yaşanılan acı, tatlı her şey mevcut. Aklınıza ne gelebiliyorsa her şeyyy. Hatta, hayatta en büyük olarak gördüğümüz aşk ve para bile.     Acaba yaşlı olan insanlar ölüme yaklaştıkların için mi böyle düşünüyorlar? Şimdilik en büyük sebep bu olarak duruyor. Genç yaşta ölümcül hastalığa yakalanan insanlarda böyle düşünür genellikle. Böyle düşünmeleri gayet normal çünkü biz öldükten sonra yaşadığımız her şey bir duman gibi uçup gidiyor.    Peki diğer insanlar niye böyle düşünmüyor?

ÖLÜM

Resim
       Ölüm sadece bir kelime gibi duruyor. Ama bir kelimeden daha öte. Belki de değildir biz anlam yüklediğimiz için öyle derin anlamlar taşıyordur. Çünkü biz ölümü bir türlü doğanın bir kanunu olduğunu kabul etmediğimiz için bize çok derin anlamlar katıyor. Aslında mantıksal olarak kabul ediyoruz ama bedenimiz ya da duygularımız kabul etmemek için direniyor. Hep kazandığı gibi duygu kazanıyor tabi. Yoksa mantıksal olarak yaşamak çok saçma geliyor.  Yaşadığımız hayat hep acılarla dolu. Acı dediğim, neyi sevmeyerek yapıyorsak acı o dur bir nevi. Çünkü hayat boyunca çoğumuz hep ileriyi umut ederek yaşarız. Fakat umut hayat bitene kadar devam eder. Yani o umut sayesinde acılarından üstesinden gelmeye çalışırız. Gelebiliyor muyuz orasına da siz karar verin. Yani kısacası mantıksal olarak hep umuda sarılıyoruz. O da gitse intihar gerçekleşir gibi.    Fakat bedenimiz bir türlü kabul etmiyor yaşama son vermeyi. Bilinçdışı hareket ediyor diyelim. Beden hep evrimsel olarak neslini

İNSAN VE HAYATI

Resim
       İnsan hayatta hep bir şeylere bağlanmak zorunda kalır. Bu bazen eşya bazen de insan olur. Ama çoğu zaman ikisi birlikte olur. Ama son zamanlarda para her şeyi anlamlandırmaya başlamış gibi.   İnsanlar ilk hayata adım attıklarında, ilk iş çabuk büyüme isteği olur. Sonra çocukluk özlenir. Çocukluğumuzu özlemeye başladığımızda, işte o zaman yaşadığımız hayat, istediğimiz gibi yaşanmamaya başlanmıştır. Ama bu özlem uzun sürmez çünkü insan bu acıya fazla dayanamaz yine kendini bir şeye bağlamaya ihtiyaci hisseder. Bu duyguyu ilk başta para ile halledeceğini düşünür. Bunun için eşek gibi çalışmaya başlar. Tabi bunun yanında insana da bağlanma ihtiyacı duyar. İkisini birlikte yürütmek için elinden gelen her şeyi yapar ve başarır. Ama birden boşluğa düştüğünün farkına varır, yine çocukluğunu özlemeye başlar.     Kazandığı parayı har vurup harman savurur. Belli bir zamandan sonra bundan da sıkılmaya başlar ve yine aynı boşluğa düşer.     Bu boşluğu, hayatının düzensizliğine