DENKLEMİN SONU: HİÇ

 Yine bir şeylerin içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Neyin ne olduğunu çözebilmiş de değilim. Herkes bir şeye tutunmuş, öylece yaşamaya çalışıyor sanki. Birileri dine sarılmış, birileri "ailem var" deyip duruyor; diğeri yeni yelkenler açma derdinde, kendi hikayesine tutunuyor.

Bense her zamanki gibi o tanıdık boşluk hissiyle yaşıyorum. Ne yapsam dönüp dolaşıp hayatı sorguluyorum ve günün sonunda elde var yine sıfır. Hayat nedir? Yaşamak nedir? Çözemedim ben bu denklemi. Sanırım zaten çözülecek bir şey de değil; anların içinde akıp gidiyoruz sadece.

Bu kadar keşmekeşin içinde var olmak mı daha iyi, yoksa yok olup gitmek mi, anlam veremiyorum. Yarının umudu, her zaman yaptığı gibi insanı kandırıp duruyor. Yoksa ne yaparsan yap, netice hep aynı: Elde var sıfır.

Mücadele ruhu, tarih boyunca hep kutsal ve önemli bir yere konulmuştur. Fakat insan niye mücadele ediyor, o da belli değil; nihayetinde sonu "hiçlik" olan bir varlığız. Sanırım bu mücadele hırsı da bir başka tutunma aracından ibaret. Hayatta iz bırakma çabası da öyle değil mi zaten?

Belki de sadece sona odaklanmak, zamanı ve o zamanın içindeki azıcık güzelliği de kaçırmaktır. Ben de tam bu sınırda gidip geliyorum işte.

Günün sonunda bana öyle geliyor ki; hayat aslında acılarla dolu. Aksini iddia etseydik, mutlu olmak için bu kadar çabalamazdık.

Hadi eyvallah... Bir şeylere tutunup kendimizi kandırmaya devam.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ARADA KALMAK

BİZ ASLINDA İKİ KİŞİYİZ

BEN ve İÇİM