BİZ ASLINDA İKİ KİŞİYİZ
Yine bir gün, bu halimizin ne olacağı hakkında tartışıyoruz. O konuşuyor, ben dinliyorum ama ben konuştuğumda genelde o dinlemiyor, hep müdahale ediyor; sürekli "Yok, öyle değil," deyip duruyor. O beni hayallerle ve yarının umuduyla ayakta tutmaya çalışıyor ama benim realistliğim ön plana çıkıyor. "Hayat acılarla dolu," diyorum; o ise tutturmuş, "Yarın her şey daha iyi olacak," deyip duruyor.
"Bak," diyorum, "sana hayatın niye acılarla dolu olduğunu düşündüğümü anlatayım; çocukluğunu düşün biraz. Nerede büyüdük biz? Köyde; ve orada mutlu değildik. Şehre gittiğimiz zaman parklarla, arabalarla dolu o yer, ayrıca internet kafeler ve oyun alanları gibi bir sürü şey bize cennet gibi geliyordu. Ne oldu sonra? Büyüdük, köyden çıkıp şehre yerleştik; bu sefer o cennet bize sıradan bir yer haline geldi. Üstelik aynı zamanlarda, 'Okul biter, üniversiteye gidip mutlu oluruz,' hayalini de kuruyorduk. Şehir hayatı ve o cennet olarak gördüğümüz şeyler bize cehennem olup gitti."
Ona, "Ne oldu?" dedim, "O zaman da hep dediğin gibi beni yarının umuduyla kandırdın." "Sus, sesimi kesme! Her zaman sen konuşuyorsun, bugün ben konuşacağım."
Sonra üniversiteye gittik; yeni bir şehir, yeni insanlar... "Sanırım mutluluğu bulduk," dedik, tam sana hak veriyordum. Sonra baktım ki mutluluk o da değil; çünkü bir sürü sorunla baş etmeye başladık. Sınavı, ödevi, "İş bulabilecek miyiz?" kaygısı derken, eski hayatımızın aslında daha acısız olduğunu fark ettik. Her zamanki sözünle oradan da çıktık bir şekilde. Yine aynı soruyu sordum sana: "Ne olacak şimdi?" Sen ise "Çalış, para kazan, her şey güzel olacak."
Oturduk, yıllarca sınava çalıştık; onu da yaptık. "Tamam, bu sefer oldu," dedik ama sen de biliyorsun ki olmadı. Bu sefer, "Buradan da gidelim," dedin; oradan da gittik. Hâlâ mutluluğu arıyoruz.
Aslında insan neyi eksikse, çektiği bütün acıları ona bağlıyor ve ona ulaştığı zaman mutlu olacağını zannediyor; ancak böyle yaşayabiliyor. Bence bu dünyada mutluluk, acının büyüklüğü ve küçüklüğüyle ilgili. Daha büyük bir acı yaşadığımız zaman, daha öncekinin mutluluk olduğunu anlıyoruz. Fakat bunu zamanında bilmiyorsak bir anlamı kalmıyor. Hayatta olduğumuz sürece daha büyük acılar göreceğiz; bu yüzden hayat mutluluğa değil, daha büyük acılara doğru gidecek.
"Hayır, sana hak vermiyorum, senin realistliğin tuttu yine; kalk, iki bira içelim." Hadi gidelim, yine seni dinleyeceğiz ne yapalım, el mahkum.
Yorumlar
Yorum Gönder